2022 gelinlik trendleri: Romantik ve özgür

Son 2 yıldır tüm dünyayla birlikte ülkemizi de içten etkileyen Kovid-19 pandemisi yalnızlık hissini tez artırıyor. Özellikle Omicron varyantının çok yüksek bulaş riski taşıması ve bu nedenle fazla seri yayılması hemen her yaş grubunda sosyal izolasyonu zorulu kılıyor. Peki bu duyguyla nasıl uğraş edebiliriz? Psikiyatri Uzmanı Dr. Büşra Sübay anlattı:

1-Duygularınızı ayrım edin

Yalnız hissediyor olabilirsiniz. Yalnızlık; keder, acı, kaybolmuş gibi idrak etme, hiçlik, umutsuzluk, ve yabancılaşma gibi pek çok öbür duyguyu barındırabilir. Yaşadığımız tüm duyguların geçici olduğunu, her daim bizimle kalamayacaklarını unutmayın. Yalnızlık sizde hangi duyguyu barındırıyor, birincil adımı bu duygunuzu keşfetmekle atabilirsiniz. Biliyoruz fakat, duygular biz onlara kulak verip fark ettiğimizde, bize olan etkisini azaltmaya başlarlar. Bu duyguları keşfetmek için kendimize odaklanmalıyız. Şayet duyguları yazıya dökmeyi deneyebilirsiniz.

2-Sevdiklerinizle iletişimi koparmayın

Yalnızlık, sosyal ilişkilerden mahrumiyeti barındırır. Bazen anlaşılmadığımızı düşündüğümüz bir ilişkinin bitişi bu mahremiyete sürükleyebilir, ara sıra de yalnızlığın getirdiği boşluktaymış gibi kestirme nedeniyle insanlardan uzaktan kalmak yeğlenir. Yalnızlık daha da artar. Fiilen oluşan kısır döngü, daha evvelden irtibat kurduğunuzda mutlu hissettiğiniz kişilerle birlikte vakit geçirmeyi deneyerek kırılabilir. böylece sevdiklerinizle mutlaka iletişimde olun; pandemi sürecinde görüntülü konuşmalar gerçekleştirmek hem size, hem de sevdiklerinize iyi gelecektir.

3- Gerçek ihtiyacınızı belirleyin

Gerçekten neye ihtiyacınız var? Kendinize bu soruyu sorun. Bazen hastalık verici duygularımızla üatesinden gelmek için, ihtiyaç olmadığı halde alışveriş yapmak, aç değilken yemek gibi, rahatsızlık veren duyguyu bastıracak eylemler yaparız. Yalnızlık hissettiğimizde, içimizdeki o boşluğu diğer şeylerle yüklemek yerine o duyguyu hissetmek, kendimizi anlamamıza ve gerçekte neye ihtiyacımız olduğunu keşfetmeye yarayacaktır. Bu ihtiyaçların tek bir kolay formülü olmadığı gibi, kendi ihtiyaçlarımız zamana ve duruma tarafından değişiklik gösterebilir. Bir ebeveyn nasıl ki çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamak için çocuğunu peşine düşüp takip eder (Aç mı, susadı mı? Uykusu mu geldi?), biz de kendimizi takip etmeliyiz. Bazen sevdiğimiz birisinin kaybı bizde üzüntü ve yalnızlık hislerini yaratabilir. Bu durumda kaybımızla ilgili hissettiklerimizi ifade edebileceğimiz bir bölge yaratmak ihtiyacımızı karşılayacaktır.

4- Ortak noktalara sahip insanlarla temasa geçin

Kendimizi zaman zaman hiç bir yere ait değilmiş gibi hissedebiliriz. Yarı kimse bizim sürecimizi, , iletişim kurabilecek insanları bulmak imkansız değil. Bu adım, aidiyet hissinin artmasına asistan olacaktır. Ortak alaka alanlarına sahip olma potansiyeli olan etkinliklere, kulüp veya toplantılara katılabilirsiniz.

5- Rutinler oluşturun

Karşılıklı noktanızın olduğu kişilerle yapılan rutin görüşme/etkinliklere katılın. Sevdiğiniz, size iyi geldiğini bildiğiniz şeyleri uyumlu olarak yapmaya çalışın. Birlikte oluşturulan rutinler aidiyet duygusunu artıracağından, yalnızlığın getirdiği rahatsızlığı azaltacaktır. 

6- Doğada gezintiye çıkın

Doğayla olan ilişkinin, doğrusu kendimize ulaşmamıza muavin olduğunu biliyoruz. Doğadayken şehir hayatının koşuşturmacasında bizi yalnızlığa iten o tempodan uzakta kalmak, kendimizle olan yakınlığımızı artıracak ve kendi ihtiyaçlarımızı ayrım etmemiz kolaylaşacaktır.

Yorum yapın

SMM Panel